Boş keseden sallamak bedava ya salla bakalım. Bu insanların hayatı böyle olmuş gerçi. Londra hakkında bilip bilmeden, ileri geri konuşup karalamak. Türkiye'yi de böyle karalarlar, başka yerleri de.. Londra ile ilgili bilinen o kadar yanlış şey var ki aslında. Burada 6 ay yaşamak yetti bunları anlamak için... Aşağıya yazdıklarım sadece bir kaç tanesi
- Havası... Buna önceki yazılarımda değinmiştim, tekrar aynı konuya parmak basıyorum farkındayım. Çok uzatmayacağım. Zaten bir yerin havası iyi olunca karşı koyamıyorum. Bir kere, ne filmlerde gösterdikleri gibi yağmurlu ne de boğucu. İstanbul'un havasından kesinlikle daha iyi. Temiz hava diye bir şey olduğunu öğreniyorsun burada. Türkiye'de yok mu, var.. Ama ulaşmak için uzun uğraşlar vermen gerekiyor. Burada evinden çıktın mı temiz havadasın. Sürekli dumansız hava sahası yani Londra. Yağmur yağdı mı 4 gün aralıksız yağmıyor, arada yağıp sonra duruyor, bulutlar dağılıyor. Akşama doğru bir daha yağıyor. İçin sıkılmıyor en azından.
***
- İnsanları için soğuk derler. Bir İtalyan, İspanyol değil kabul ederim. Ama bir Fransız hiç değil. Bir Alex de değil tabi. Fransa'da adamlar, ingilizce soru sorduğun zaman adres tarif etmeye tenezzül etmezler. Burada, Excuse me, Please ve sorundan oluşan bir üçgen yarat, bak bakiyim cevaplıyorlar mı cevaplamıyorlar mı. Senle birlikte oraya bile gelirler. O yüzden gayet ılımlı bir topluluk.
***
- En sevdiğim geyik "Avrupa'da böyle değil bu işler". Türkiye'de başın ne zaman sıkışsa, hemen bu cümleyi söyle, Avrupa'yı gördüğünü anlasınlar değil mi... Yok arkadaşım, o gelene kadar yediğim bir sözdü benim. Avrupa'da da öyle. İngilterede de. Hatta o medeniyetten ölen Londra'da bile. Her şey bürokrasi. Bekleyeceksin, her şey sıran gelince. Düzen var. Mağazadan kıyafet aldın, kötü mü çıktı, bekleyeceksin belli bir zaman. Ülkeye giriş yaptın, pasaporttan mı geçeceksin, bekleyeceksin. Yağmurlu havada boş taksi yok diye söylenmeyeceksin, n'apacaksın, bekleyeceksin. Türkiye'de ne görüyorsan, Avrupa'da da görüyorsun. Sadece burada daha kibar her şey...
***
- "Hayat Londra'da çok pahalı." Mc Donalds bile pahalı, su alamıyorsun, kola daha ucuz derlerdi. Onun da formülü belli Pound'u TL'ye çevirmeden yaşamayı öğreneceksin. 1 pound ise bir şey, 1 TL diye beynine kabul ettireceksin.Şaka şaka korkma. Burada Türk halkı yine mübalağa tekniğine yer vermiş... 2 litrelik su 0.4 pound, yani 1,1 TL. İstanbul'da da az çok böyle. Pizza 10 pound civarında. Türkiye'de de böyle. Sadece burada sana Dominos gibi promosyon vermiyor. Mc Donalds lar, Türkiye'de 9-10 TL ise burada 13-14 Lira. Fiyat farkı var ona lafım yok, ama öyle abartıldığı gibi ölüp bitmiyorsun. Restaurant'a gittiğin zaman herkesin bütçesine göre yenecek yer var. Sana demiyorum ki her gün git ördek ye.. Kahve desen öyle...Starbuks'ta kahveler Türkiye ile karşılaştırırsan yine en fazla 1TL oynar.
***
Ve daha niceleri... Dediğim gibi atıp tutmak kolay, yaşayıp görmek lazım.. Yoksa anca başkalarının dediğine inanır, bir arpa yol katedemezsin..
1 yorum:
çok aydınlatıcı bir yazı olmuş keremcim, eline sağlık.
Yorum Gönder