Demedi Deme

İlk önce yapılması gereken şey, tıpkı her Avrupa kentinde olduğu gibi metro hatlarını hatmetmek olacaktır. Bir yığın hat ve durak olmasına rağmen, istasyonlarda sanki bir gerizekalıya anlatıyormuş gibi, her durağı renkli kalemlerle çizmişler ve özene bezene gözünüze sokmaya hazır hale getirmişler. Hemen hemen her yere metroyla ulaşım da çok kolay. Zaten İstanbul'da toplu taşıma gibi büyük bir sınavdan geçmiş olanlar için burası bir cennettir. Cennetten de öte olabilir. Medenice gidiyorsun, ve gece 12-1'e kadar metro var. "E çok erken bitiyor, bu ne ya böyle" demeye kalkıp hıyarlık etme. Sanki İstanbul'da gece 1de metroya biniyorsun da... Seni düşündüler merak etme. Gece otobüsleri var, yine tıpkı metro istasyonları gibi. Numaralarıyla, kaç dakikada bir geçtiğiyle, rotasıyla ilgili detayları bulabileceğin tabloları görmen mümkün.


Evet bu görmüş olduğunuz bir metro haritası.. Şimdi gelelim asıl konuya, elinde bu harita, oraya nasıl giderim buraya nasıl giderim diye dönüp durduğun anlar olacak. Çünkü sevgili İngilizler, bizlere daha iyi servis vermek adına(?!), hafta sonları bazı hatları kapıyorlar, ve işleri senin için zorlaştırıyorlar. Bu durumda istasyonda çalışan görevliye "Buraya nasıl giderim, dayı?" diye soracaksın. Ve tabi ki alacağın cevap önceden belli, kodlanmıştır onların beyinlerine. "Ooo, orası çok uzak metroyla, birden çok hat değiştirmen gerekecek." Bilmiyor ki bizim Türk olduğumuzu, biz karşıya geçmek için, bir yere gitmek için en az bir saat trafikte bekler, üç-dört vasıta değiştiririz. En büyük hobimiz budur. Zevk alırız bunu yaparken.. Metro istasyonunda bir iki hat değiştirmek nedir ki. Bunu değiştirmeyi göze almak da büyük risk değildir bizim için hali hazırda.
O yüzden sen sen olun, Londra'da bir yerden bir yere giderken çekinme, korkma, başarabilirsin... Ya da otobüsle pompili pompili gider, şehrin havasını solursun. Ama gideceğin süre en az 3 katına çıkar, demedi deme.


0 yorum:

Yorum Gönder